Aşk: Yaşanmışlıklar mıdır, yoksa yaşanmasını istediklerimiz mi?

Wong Kar-wai’nin “Aşk Zamanı” filmi; aşk, toplumsal normlar, yalnızlık ve melankoliyi birbirleriyle harmanlamış ve bu döngüyü karakterlerin yaşadığı baskıyı muhteşem bir şekilde yansıtan, kapalı, dar ve izleyeni boğan sinematografisiyle birleştirmiştir. Gerek kullanılan İspanyol müziklerinin getirdiği nostalji ve “Ya böyle olsaydı?” hissi, gerekse de karakterlerin arzuları ile toplumun onlara koyduğu sınırlar arasında sıkışmaları bu filmin bir başyapıt olmasında temel yapı taşları olmuştur.

Chow adında bir erkek ve Su adında bir kadının, eşlerinin kendilerini aldattığını öğrenmeleri sonrasında birbirleriyle yaşadığı dramı anlatan film, her bir karesinde ayrı bir hikaye anlatmaktadır. En büyük mesajlarını, en yaralayan sahnelerini ise sadece acı kabullenişin sessizliği ile vermiştir. Chow ve Su’nun fiziksel olarak asla birlikte olmamalarına rağmen, aynı acıyı paylaşmaları sonucu kurdukları bağ izleyenlere “Ya birlikte olsalardı?” sorusunu çok kere sordurmuştur. Film de tam olarak bunu göstermiştir: Aşk Zamanı’nda zaman, ikilinin ilişkisi gibi karmaşık ve birbirine dolanmış hâldedir. İkilimiz bir yandan geçmişi yâd ederken, bir yandan da farklı kararlar verselerdi nasıl bir geleceğe sahip olacaklarını düşünmektedir. Var olmayan fakat var olmasını istedikleri zaman, içinde yaşadıkları zaman ile çatışmaktadır ve bu çelişki hâlihazırda izleyenlerin kalbine hançer tutan filmi daha da yaralayıcı yapmaktadır.

Aşkı eylem olarak değil de eylemden önce yaşanan hisler olarak ele alan film, izleyenlere “aşk” denilen şeyin ne olduğunu sorgulatmaktadır. Aşk, bir insan ile birlikte olmak mıdır, yoksa o insanla birlikte olma isteği midir sorusunu da izlerken birçok kez sordurmuştur.

Sonuç olarak Aşk Zamanı filmi, insanın varsayımlara ve pişmanlığa olan dürtüsünü benzersiz bir şekilde yansıtan bir külttür. Film, izleyen her bir insana hem başrol ikiliye karşı sempati besletir hem de kendi hayatlarındaki keşkeleri düşündürtür. Ne de olsa bazen en büyük aşk, hiç gerçekleşmemiş olandır.

Yazan: Arda Genç
Editör: Merin Akçı