Bu Güzellik Standartları Benim Mi?

Tarih boyunca güzellik anlayışı hep değişti. Ancak değişmeyen tek şey, kadınların bu anlayışlara uymak zorundaymış gibi hissettirilmesi oldu. Peki, güzellik gerçekten kimin için? Kim karar veriyor “güzel” olmak için gereken şartlara? Bu şartlar gerçekten var mı?

Paleolitik güzeller

M.Ö. 24.000-22.000 yıllarına ait Paleolitik dönemden kalma “Venüs” heykelcikleri, yorumlayabildiğimiz ilk kadın figürlerindendir. Bu figürlerde kadınlar kilolu, iri kalçalı ve büyük göğüslü olarak betimlenmiştir. Dönemin şartlarında bu vücutlar doğurganlığın ve sağlığın simgesi olarak kabul edilirdi.

Peki bir zamanlar bereketin sembolü olan bu bedenler, bugün sosyal medyada neden aşağılanıyor? Aynı bedenler artık alay konusu ediliyor. Aslında ne değişti ki zamandan başka?

Orta Çağ

Orta Çağ’da ise kadınlar için beyaz ten, çocuksu vücut ve geniş alın güzellik standartı sayılırdı. Kadınlar güzel görünmek için saçlarının önlerini kazır, kirpiklerini koparırdı. Bugün ise geniş alınlar dalga konusu, kaş ve kirpiklerse güzellikte en dikkat çeken yerler. Biraz garip değil mi?

Rönesans Dönemi
14 ve 16. yüzyıllar arasında gerçekleşen Rönesans Dönemi’nde; küçük göğüsler, geniş kalçalar ve kıvrımlı vücutlar ön plandaydı. Açık ve bembeyaz ten bir güzellik göstergesiydi. O kadar ki, bazı kadınlar bu görünümü elde etmek için kendilerini hasta edecek yöntemleri bile denediler.

Zehirli Viktorya Dönemi

1837-1901 yılları arasındaki Viktorya Dönemi’nde ise güzellik anlayışı oldukça katıydı. Kadınlar incecik bir bele sahip olmak için organlarına zarar veren korseler giydi. Hatta bazıları, yuttukları solucanlarla zayıflamaya çalıştı. Arsenikli yiyecekler tüketenler bile oldu. Viktorya kadınları, güzellik uğruna bedenlerini zehirlemekten çekinmediler.

1920’ler

1920’li yıllarda kadınlar saçlarını kısalttı ve bu şekilde geleneksel güzellik kurallarına meydan okudu. Ancak bu anlayış 1930-40’lı yıllarda Hollywood’un etkisiyle sona erdi. Bu kez sahnelerde ve filmlerde yer alan hem başarılı hem kıvrımlı kadınlar, tüm dünyaya “ideal kadın bedeni” olarak sunulmaya başlandı.

Sıfır Bedenin Ortaya Çıkışı

1960’larda zayıflık ön plandaydı. Çökük gözler, ince kaşlar, uzun bacaklar ve 0 beden kavramı ön plana çıktı. Ancak bu yeni “güzellik” anlayışı, birçok kadında takıntıya dönüştü. Ardından 1980’lerde sporla şekillendirilmiş atletik bedenler öne çıktı. Amaç yalnızca sağlıklı olmak değil, güzel görünmekti. Ne yazık ki bazı kadınlar bu uğurda yeme bozuklukları ve mental hastalıklarla uğraştığı dönemleri yaşadı.

1990’larda moda değişti. Solgun, çelimsiz ve kırılgan bedenler yeniden ön plana çıktı. Yani güzellik, bir kez daha yeniden tamamen şekil değiştirdi.

2000’lerden Günümüze

2000’li yıllarda zaman zaman zayıf, zaman zaman kıvrımlı bedenler ön plana çıktı. Ancak genel olarak “kum saati” vücut şekli ideal olarak sunulmaya başladı. Bu vücuda ulaşmak isteyen birçok kadın estetik operasyonlara (silikon plastik cerrahi) yöneldi. Sosyal medya da bu baskıyı artırdı. Filtrelenmiş bedenler, kusursuz ciltler ve tek tipleştirilmiş güzellik algıları oluştu.

Peki gerçek güzellik standartı ne?

Tarih boyunca güzellik anlayışları her zaman değişti ama kadınların buna uyma zorunluluğu hâlâ aynı. Bazı kadınlar sağlığından oldu, bazı kadınlar ise özgüveninden. Güzellik kalıplaşmış bir ihtiyaç gibi sunuldu.

Unuttuk güzelliğin bir kalıp olmadığını.
Oysaki vücut; baş, kol ve bacak dışında kalan bir şey değildi ve insanın kendine ait olan en doğal parçasıydı. Onu bir kalıba sokmak, hiçbir dönemde sağlıklı bir düşünce olmadı.

Sıfır beden olmak seni özel yapmaz. Daha büyük beden olmak da seni eksik kılmaz. Güzelliğin ölçüsü, rakamlarda değil; kendine duyduğun sevgide gizlidir.

Bu güzellik standartları benim değil. Senin de değil. Aslında kimsenin değil ve hiçbir zaman kimseye ait olmayacak.

Kaynakça:

1. Orta Çağ Avrupası’nda Moda, Sağlık ve Hijyen
2. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2840190

3. GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE GÜZELLİK ALGISI | Ezgi Saraçoğlu | temsil.org