Çatıdayım

Çatıdayım, anneme giden 7 cevapsız çağrı. Açmadı. Onu suçlayamam; beni doğurmak istemedi, babam istemiş. Gerçi o zamanlar daha babam değildi, annem de tanımıyormuş. Ben de ona karşı hep kabaydım; kırdım, incittim. Babamı aldattığı için onu suçladım, belki de biraz fazla içselleştirdim. Çok kötü bir insanım, bu huyu ondan almış olmalıyım. Hiçbir çocuk ilkokula giderken annesinin başka bir adamla birlikte olduğuna tanık olmamalı; ben oldum. Lanetliyim, kirliyim ben.

Yanımdan bir araba geçti, bütün çamuru üstüme sıçrattı; direksiyonda annem vardı. O pis bir insandı, ben de öyleyim. Hava direnci bana engel olamayacak, hem annem telefonu açsaydı da fark etmezdi. Çürümüş insanlar yerde güzel iz bırakırmış, öyle duydum; kasları et ve kemik yığınına dönüşür, içlerindeki melek ortaya çıkarmış. Pislikten kurtulmanın tek yolu bu: Atlamak ve kurtulmak. Atlamak ve kurtulmak.

Telefonum titriyor, cebime gitmiyorum. Gitsem ne değişecek? Titreşim sürüyor; sanırım annem arıyor. Yok, o değildir. Aptal hayallere yer yok bu çatıda; sadece pişmanlıklar var.

Çocukken kedilerle oynardım. Sonra evde bir örümcek buldum, onu gizlice besledim yatağımın altında. Her sabah günaydın derdim; bahçeden solucan toplayıp verirdim. Hep dinlerdi beni. Melisa’ya çıkma teklifimi bile onunla planlamıştım. Çikolata alacaktım, sonra birlikte resim çizecektik. Spidey izlesin isterdim ama uyuyordu. Melisa burnunu kapadı, iğrendi. Konuşamadan öğretmen beni başka bir odaya götürdü; kıyafetlerim kirliymiş, çıkarmam gerekiyormuş. İstemediğimi söyledim ama bunun oyun olduğunu söyledi. O günden sonra hiç oyun oynamadım. Spidey’i çağırdım, duymadı. Annemin çöp kokusu üzerime sinmişti. Daha da kirlendim. Bu koku miras, annemden bana geçen.

Bir gün okuldan dönünce örümceğim yoktu; annem atmıştı. Haber bile vermedi. İlk ve tek dostumu o gün kaybettim. Sekiz gözlü yoldaşım, iki gözlü yetişkinlerden daha iyi görüyordu beni. Örümcekler eşlerini aldatır mı? Sanmam. Aldatsalardı onlar da iğrenç olurdu. Spidey kirli değildi; ben kirliydim. Ben ve annem. Kirlilik bizde miras.

Çatı hâlâ aynı, etrafında dönüyorum. Yıldızlar parıldıyor, Melisa’nın gözleri gibiler. Şimdi ne yapıyordur acaba? Kesin beni lağam çukuru olarak hatırlıyordur. Kokum zihnine kazınmıştır. Çöp kokan çocuk. Görüşmeyeli yıllar geçti ama annemin kokusu hâlâ burnumda. İnsan çöplüğünü özler mi? Hangi kuş kanalizasyona yuva kurmuş? Keşke Melisa da burada olsaydı, belki birlikte inerdik. Ama o yok ve ben iniş yolunu bilmiyorum. Önümde bir yol var ama istemiyorum. Telefon hâlâ titriyor. Mesajlar geliyor. Belki annemdir diye açtım; indirim kuponuymuş. Arayan 444’lü numara, fatura kesilecek demek. Annem beni arayamayacak. Zaten fark etmez.

Bir adım daha attım, daha yukarıdayım artık. Şehir ayaklarımın altında. Roller değişti; ezen taraf benim. Yanımda çöp yok ama hâlâ kokuyor; bu benim kokum mu? İnsan kendi pisliğini tanıyabilir mi? Kendi kokumu mu alıyorum, yoksa annem mi geldi? Arkama bakıyorum, kimse yok. Şaşırmadım. Belki belediye gelmiştir; çöp kamyonu ne zaman uğrayacak acaba? Beslediğim köpeği dün götürdüler, tehlikeliymiş. Çok tehlikeliymiş hem de. Neden annemi de toplamadılar? Ya öğretmenimi? Spidey yerine annem atılmalıydı. Ben atılmalıydım. Atlamalıyım.

Atlıyorum. Telefon artık yok, yıldızla—

Yazan: Arda Genç
Edit: Duru Topal